Su an gezdiginiz yer Hindistan Gezisi - Mart 2009 kategorísidir.

Hindistan / Yeni Delhi – 7 Mart 2009

Merhabalar

Uzun bir gecikme sonrasi nihayet Hindistan ile ilgili yaziyi gonderebiliyorum, gonderiyorum ama bu sefer biraz farkli bir bakis acisindan.

Bu gezime katilan arkadasim Nihal’den birlikte yaptigimiz bu geziyle ilgili yazilari yazmasini rica ettim boylece arada bir benim disindaki arkadaslarimin da bakis acilarini, gezi anilarini yazabilmelerinin daha renkli olabilecegini dusundum.

Iste Nihal’in anilari geliyor :)
***********************

Bu aklima neden gelmedi daha önce acaba…..

NEDEN HINDISTAN:

Ocak ayinda sirketimizin yil sonu kutlamasi olan “HP-kick off gecesi” ‘nde Basar Hindistan dediginde cevabim önce net bir “Hayir” olmustu.
Onlarla beraber çalistigimdan dolayi ve çalisma tarzlarindan nefret derecesine ulasan duygular besledigim -aslinda nefret ettigim- adamlarin ülkesine mi gidecektim?

Bir kaç hafta sonra o keskin “Hayir”, “Evet bunu yapabilirim” e dönüstü, bu nefretin üzerine gitmek gerekirdi.

Hazirdim ve yeterince cesurdum.

Dolayisi ile gidecektim, hem de ne gitmek….

HAZIRLIKLAR:

Evet! Hindistan da bize vize uyguluyor.
Vize uzmanimiz Basar, pasaport, 2 adet beyaz fonlu vesikalik fotograf, uçak bileti, sirketten izin kagidi ve ikametgah ile bu isi hallediyor.

Istanbul- Yeni Delhi, Mumbai-istanbul biletim icin bir çirpida 40.000 mil veren, hatta business class uçmami saglayan sponsoruma tesekkürü borç bilirim.

Vize ve gidis-dönüs biletini ayarladiktan sonra asil hazirliklara baslayabiliriz, yine uzmanimiz imdada yetisiyor ve gitmeden once su gibi bazi seyleri hallediyoruz :

- Hepatit testlerini yaptir, gerekiyorsa asi ol.
- Rahat yürüyebilecegin, saglam bir yürüyüs ayakkabasi al.
- Tüm esyani koyabilecegin bir sirt çantasi edin.
- Sivrisinekler hatta karasinekler için önlemini al, losyon ya da bileklik seklinde sinek kovucular ise yariyor.
- Bir rehber kitap edin.
- Rotani belirle.

Sonuncusu için mümkün oldugunca demek daha dogru. Bizim kabataslak bir planimiz var ama hersey tren saatlerine ve sürprizlere bagli.

Yuppii gidiyoruz …

6 Mart Cuma 2009, ucus saatim 18:35.
THY ile Istanbul Atatürk Havalimanindan dogruca Yeni Delhi’ye uçuyorum.
Basar ise aktarmali bir yolculuk yapiyor, Emirates ile Dubai’ye uçuyor, oradan da Yeni Delhi’ye gelecek. Sanirim :)

Bir yandan her izin öncesi oldugu gibi cok yogun çalisiyoruz hatta ruhumuzu teslim etmek üzereyiz. Son hazirliklarimi yapmaya çalisiyorum , ya uçaga yetisemezsem! Korkudan ölmek üzereyim.
Basar benden beter durumda, ofiste ve hala case kapatiyor!! Müdürü kapattin mi, bitirdin mi diye sorup duruyor simdi yola çikmazsak yetisemeyecegiz.

Hah bu kadarla bitse iyi, bir de arada mecidiyeköye ugrayip arkadasimiza bazi esyalar veriyoruz amaaa yine de gerginlik bitmiyor!
O da ne, haliç köprüsünde çalisma var artik bittik biz. Kirk takla atarak ara yollar v.s. Zor oldu ama yetistik, gidiyoruzzzzz ….

YENi DELHi

07 Mart 2009

Istanbul – 01:20
Yeni Delhi – 04:40

Çömez gezgin Yeni Delhi havalimanindan bildiriyor!

5.5 saatlik bir uçusun sonunda Yeni Delhi’deyim, Basar’i bekliyorum.
Havaalani bekledigimden daha iyi yani büyük, temiz ya da ferah ve güvenli bir yer. Etrafi inceliyorum, insanlara bakiyorum, ilk izlenim sasirtici.
Klasik Asya insani dedim Hilal’e (kardesim), biraz yüksek sesle konusan ama güleryüzlü, pozitif insanlar.
Halleri, konusurken tonlamalari çok benziyor bize. Zaten giriste pasaport polisi de “Ne kadar da bizim kizlara benziyorsun” dedi.
Buradan bir kare fotograf aliyorum ve günün geri kalanini merakla bekliyorum.

Basar nihayet geldi. Dubai aktarmasi sirasinda Business Class’a yeri yükseltildigi için benim “Business” baslayip, “Zavalli” biten yolculugum sonundaki halimden daha iyi görünüyordu. Uzunca bir süre çantasini bekledik, sonunda o da geldi.

Ilk isimiz, “Exchange Office”‘e gitmek oluyor. 50.55 rate ile 200$ verip, 10110 rupi aliyoruz amaa bunu koridorlarin arkasinda gizli gibi duran en yüksek kuru veren Devlet Bankasindan (State Bank of India) yaptiriyoruz artik haziriz.

Hemen otele gidip dinlenebilmek niyetiyle kendimizi Yeni Delhi’nin sokaklarina birakiyoruz.

“CONNAUGHT PLACE” denen bizim Taksim Meydani misali Yeni Delhi’nin en merkezi yerine gitmek üzere yesil renkli, havadar, digerlerine oranla daha temiz ve “konforlu!” otobüsümüze bindik ve 2 kisi için 50 rupi ödedik.

Sagdan akan trafikte, her seferinde sol koltugu bos araçlara hayretle bakarak ilerlemeye basladik. Birçok arabanin dikiz aynasi ya kapali ya da hiç yok, sökülmüs, kirik. Trafikte herkes kornayla dat dut zart zurt anlasiyor, bu da gürültünün temel nedeni esasinda.

Uyur uyanik Connaught Place’e variyoruz. “Müthis” . Çok büyük bir kasaba sanki, bana öyle geldi yani. 15 dereceden sonra 35 derece beni biraz çarpti sanki!

Basar’in daha önce rehber kitaptan baktigi ve bir seferinde kalmis oldugu otellerden birini bulmak tek derdimiz.

Uzmanimizin daha önceki Hindistan ziyaretleri ve müthis hafizasinin yardimi ile çok zorlanmadan “Hotel Fifty Five” i buluyoruz. Oda fiyati 2500 Rupi ve sohbet sonucu %12.5 lüks vergisini bizden almadi.

http://www.hotel55.com/

Öglen olmak üzere, esyalarimizi otele biraktik ve biraz! su almak için disariya çikiyoruz. Resepsiyondaki görevliden bir sehir haritasi rica ediyoruz. Güleç ve babacan bir ifadeyle bize alt kattaki görevlinin yardimci olacagini söylüyor.

Pesine takildigimiz adam bizi “Alt kata” götürmek üzere otelin bulundugu caddenin karsisindaki binanin “alt katina” götürüyor ve özellikle müslüman oldugumuzu belirttigi diger bir görevliye bizi teslim ediyor. Zayif, tipik ama modern görünen Hintli arkadas Selamun Aleykum ile sohbete basliyor. Ve biraz sonra anliyoruz ki aslinda burasi daha çok kek turistleri punduna getirip hiç planda olmayan turlari satmaya çalisan klasik isletmelerden. Buralarda bunun gibi daha yuzlerce turizm ofisi var.

Bu arkadas bize uçakla Pakistan sinirinda, Himalayalarda bulunan “Srinagar” isimli sehre giderek, orada bulunan göl üzerindeki “House Boat” larda kalabilecegimiz kisa bir program önerdi.
Uçusun tek yön olmasi, zaman problemimiz, Holi’yi (Meshur Hindu festivali) kaçirma endisemiz gibi nedenlerle bu programa sicak bakmiyoruz ve biraz da kavga ederek oradan ayriliyoruz çünkü aslinda amacimiz sadece bedava harita almakti. Hihoyt haritayi aldik adam pis pis bize bakiyor :)

Hem biz daha su alacagiz!

Yolda yeni bir plan yapip tren bileti almak üzere Yeni Delhi tren garina dogru yola çikiyoruz. Basar yillar önceden hatirladigi kadariyla tren garindaki bir girise yöneldi ancak kapidaki güvenlik görevlisi bizi içeri almadi ve israrci bir ifadeyle burasi sizin bilet alacaginiz yer degil diye söylenip Devlet Turizm Ofisi diye yolun karsisindaki bir yeri isaret etti. Basar’in inatla hayir orasi devletin yeri degil diye adamla israrci konusmalarina o zaman bir anlam veremedim.

Basar bana daha sonra burada herkese ayni numarayi yaptiklarini seni yabancilarin sadece bilet alabilecegi resmi ofis yerine ayni yer diye yalan söyleyip turizm bürolarina yönlendirdigini anlatti. isaret edilen yere gittigimizde gerçekten bizi kandirmaya çalistiklarini anladik. Yanimizda yeri bulmamiz için yardimci olmaya çalisan adam evet burasi yabancilarin bilet alabilecegi resmi ofis diye konusup duruyor, Basar hayir orasi degil asil yeri göster diyor ama adam yalan mi söylüyorum diyor sonra bir sekilde Basar 5 sene önce hatirladigi bir yöne dogru yürümeye baslayinca tren garinin tepesindeki kocaman Tourist Reservation Center yazisini görüyoruz. Yardimci olan! adam bizim tabelayi gördügümüzü farkedince usulca tüyüyor :) ve zor bela ofise variyoruz.

****** Turizm Ofisi Fotografi *********

içeride sadece turistlere özel ve en erken bir sonraki günde hereket edecek olan trenler için rezervasyon yapabileceginiz bir bölüm var.
Kapidan girdiginizde bir danisman sizi karsiliyor, gitmek istediginiz yönü söylüyorsunuz, o da trenler, saatleri, servisleri hakkinda bilgiler vererek sizi en dogru seçenege yönlediriyor. Daha sonra, rezervasyon ve/veya satis danismanina ulasmadan önceki bekleme bölümüne geçiyorsunuz, esasinda nihai karar da bu noktada veriliyor genelde. Satis danismanina ulastiginizda ise seçiminizin dogru olup olmadigi kontrol ediliyor, gerekirse baska bir plan yapiliyor ve islem tamamlaniyor.

Bizim satis danismanimiz oldukça sempatik. Basar’in 11 yil önceki Hindistan gezisi sirasinda aldigi Train Guide’i (Tren hareket Saatleri Kitapçigi – Trains At a Glance) gördügünde çok sasirdi, bu tarihi eser onlarda bile yokmus:)

Aa ne güzel diyorlar sayfalarini karistiriyorlar birbirlerine gösteriyorlar.

Dönüs planimizi netlestiremesek bile 8 Mart 21:25′de Old-Delhi’den kalkan ve “Pathankot” a giden yatakli trene 2606 rupi yani iki kisi toplam 75 Lira civari ödeyerek First Class biletimizi aliyoruz.
Binadan çikmadan önce tarihi eserimizin en güncel versiyonunu yani yayinlanmis en son Train Guide’i satin almayi ihmal etmiyoruz.

Ama daha su almadik!

Çok bitkin ve susuz! oldugumuz için otele dönüp, biraz uyuduktan sonra plan yapmaya karar veriyoruz.
Dönüs yolunda ilginç buldugumuz her seyin, ya da hersey ilginç oldugundan aslinda herseyin fotografini çekiyoruz. Sanki bir belgeselin içine düstüm, izliyordum da kendimi birden orada buldum, hissettigim tam da bu. Kalabalik, trafik, saticilar, elbiseler, tren istasyonlari, trenler, insanlar, yollar, hersey, hersey çok ilginç, çok degisik.
Galiba bir de ben çok ilgincim, bütün Hindistan beni izliyor. Tamam onlara benziyorum ama bu durumda fark edilmemem lazimdi?

Yürürken yine Basar’in daha önceden geldigi, bildigi bir restaurant’i görüyoruz ve artik SU içmek ve bir seyler yemek üzere bu serin ortama kendimizi birakiyoruz.
Burasi fast food tarzi bir yer, pizza, kola, tabiki SU ve milkshake’leri mideye indirdik, kesinlikle çok daha iyi hissediyoruz simdi.
Hatta üsenmedik bir de yemekler ve servis hakkinda görüslerimizi bile anket formuyla paylastik. Çok mutlu oldular, hersey iyiydi.

NIRULA isimli bu restaurant’i tavsiye ediyoruz.
http://www.nirulas.com/index.html

Yedik, içtik, güçlendik, biraz etrafi mi gezsek ne.

Bir motorsiklet dükkaninin önünden geçerken orayi fotograflamaya basladik.Artik yardimsever! bir Hintli yanasip anlatmaya basladiginda sasirmiyoruz duruma. Oradan bir sey satin almayacagimiz anlasildiktan sonra basladi anlatmaya, ben Hintli kizlara benziyormusum, özellikle saçlarimi tutup tutup bana gösteriyordu baak çok benziyorsun, saçlarinda kahverengi diye ama tenim açik kaliyormus :)

Bir baskasi da Holi’ye mutlaka beyaz renkteki kiyafetlerle katilmamiz gerektigini ögütlüyor ve alisveris için bizi “STATE EMPORIUMS” a yönlendiriyor.

Inanma kimseye, yoluna devam et!

O da ne! Basar’in NIRULA’da sözünü ettigi 10 yil önce geldigini söyledigi ünlü milkshake’çi “KEVENTER’s” i görüyoruz. Ve vakit kaybetmeden birer tane mangolu milkshake aliyoruz.
Mangolu mu emin degiliz ama çok serinletici ve nefis oldugu kesin. Hala önünde kuyruklar var ve hala ünlü! Bu arada 25 rupi (75 kurus) verdik milkshake’lerimize.

Serinledik

Rahatladik

Daha su almadik!

Yürüyoruz, az sonra bir dükkanin önünden geçiyoruz.
32 GB USB belleklerin fiyati çok uygun, aklimizda bulunuyor.

Inanmadik dedik ama amacimiz State Emporiums’dan Holi için beyaz renkte giysiler almak. “Rojiw Chowk” parkini takip ederek yürüyoruz. Çok büyük ve güzel görünüyor bu park. Ama herkes yerlerde oturuyor, çünkü baska sanslari da yok.

Sansimizi denemek istedik, giris kapisini bulduk artik içeri girip çimlere yayilacagiz. Kocaman parkin çevresinde istense üzerinden rahatça atlanip geçilebilecek parmakliklari var ve bir tanede ana kapisi var. Ana kapi komedi, açik alanda bir metal dedektörü var ve yaninda suratsiz polis amcalar arama yapiyor. Geçtik ve öttük, o da ne yanimizda fotograf makinesi var, hepsi çok sinirlendi ve ukala bir tavirla elleriyle disariyi gösterdiler daha dogrusu kovaladilar. saskin saskin bakin bu bildiginiz makine, fotograf çeker biz sadece halka açik bu yesil parkta çimenlere oturup dinlenecegiz. Daha hiddetlendiler ve kovdular :)

Bizde biraz soluklanmak için yolun karsisina, “PALIKA BAZAAR”‘a yöneldik. Pazar bir yeralti çarsisi seklinde kurulmus, ama biz simdilik içeri girmeyi tercih etmiyoruz.

Disarida açik alanda oturabilecegimiz bir yer bulmus ve bunun için seviniyorduk ki yine yardimsever ya da turistsever Hintli akini basladi.

Önce kulak temizleyiciler yüz kere isteyip istemedigimizi sordular.Beni en çok sasirtan seylerden biri bu “sokak ortasinda kulak temizleme” isi oldu.
Hatta bu bir sektör!

Bir de ayakkabi boyacilari. Önce kirletip, sonra boyamak bu isin raconu. Allahtan bizim sandaletlerin boyanamaz oldugunu anladilar hatta bize de onaylattilar da en azindan bundan yirttik.

State Emporiums’a dogru yola devam ediyoruz derken biraz sonra yol kenarina kurulmus bir kaç tezgah farkediyoruz, Basar’a uygun daha dogrusu 2 metrelik boyuna uyabilecek bir Holi pantalonu buluruz umuduyla oraya dogru yöneliyoruz.

Rengi uymasa da beyaza yakin bej rengi bir pantalon aliyoruz. Holi’de illaki beyaz giymek gerekiyor ki üzerine atilan boyalarin rengi belli olsun.

Bu arada pazarci amcadan da iltifatimi aliyorum. “Beautiful Woman” :)
Saga dogru ilerledigimizde durumun bir kaç tezgahtan ibaret olmadigini farkediyoruz ve pazarin asil girisine ulasiyoruz ve bu kez bana Holi için tisört ve sandalet bakmaya basliyoruz. Sonra arka tarafta, pazarin disinda bir dükkan farkedip, o tarafa yürüyoruz. Pazardan çiktik.

Bu kez onlarca dükkanin yanyana oldugu bir çarsidayiz. Bir ara 250 Rupi’ye almaya karar verdigim terliklerin fiyatlari 150 rupi’ye iniyor.
Az daha ilerledigimizde 100 rupi bile duyuyoruz.
Yine aciktik, susadik, çünkü daha su almadik, üstelik bir de kaybolduk!

Gördügümüz ilk MC.Donalds’a giriyoruz. “Neden Hamburger yok” dememle, “No beef sold here” yazisini farketmem arasinda saniyeler var.
Ben bir VEGGIEBURGER, Basar da bir “Chicken Burger” söylüyor, hemen bitirip disari çikiyoruz.

Bu kez gerçekten su almak ve uyumak hedefimiz. Artik hava da karardi.

Oteli bulduk nihayet. Hatta su bile aldik :) soguk soguk
Hilal’in çantama attigi fistikli çikolataya eslik eden Jack Daniels bizi deriiiin bir uykuya gönderiyor!

08 Mart 2009

11:00′e kadar uyudum.

Çantalarimizi hazirlayip, kahvaltiya terasa çikiyoruz.
Ben peynirli tost ve Hintlilerin bayildigi sütlü çayla güne basliyorum, Basar da peynirli omlet, peynirli tost ve yerel bir gazozla.

******** TERAS FOTOGRAFI **************

Kahvalti ayni zamanda yolculugun geri kalanini planlama zamani. Önceki gün aldigimiz yeni TRAIN GUIDE’i içindeki tren saatleri ve yönlerine göre 9 güne sigabilecek en uygun plani yapmaya çalisiyoruz. Burada biraz bilgi verecek olursak tren saatlerini gösterir kitapçigi kullanmak epeyce karisik görünüyor ama aslinda mantigini kapinca oldukça basit.

Öncelikle gitmek istediginiz yeri arkadaki fihristten buluyorsunuz ve ilgili tablo numarasini aklinizda tutup hemen ön sayfalarda o tabloyu buluyorsunuz. Sonra bu tablodan gidis ve dönüse göre ayri satirlari takip ederek oradan kalkan veya baska bir istasyondan kalkip oradan geçen trenleri ve dolayisiyla saatleri buluyorsunuz. Ne kadar basit degil mi :)

Küçük bir plan yaptik. Gece yola çikip, ertesi gün Pathankot’da olacagiz, sonra :

Pathankot- Dharamsala
Dharamsala’da konaklama, sabah Shimla.
Shimla-Kalka
Kalka-Delhi
Yeni Delhi – Matturah

Ama reservation center Cumartesi günü ögleye kadar çalistigindan planimiza uygun biletleri yetisip alamiyoruz.
Pathankot’dan alabilmek ümidiyle güne basliyoruz.

Ilk hedefimiz milkshake!
Sonra 32 GB’lik USB bellegi almak vee buraya kadar hedef sasmiyor.

Sirada Jantar-Mantar var.

Connaught Place’e en yakin ve gitmeyi düsündügümüz diger yerler için yol üstünde olan bir yer.
Bize bütün içtenligi ile yardimci olmak isteyen Hintli arkadaslarimizdan birini dinleyip, Riksa’ya binmiyoruz ve yürümeye karar veriyoruz. (Riksa toplu tasimacilikta kullanilan ve o cografyada epey ünlü olan motorsikletten bozma normalde 2 kisiyi tasiyan ancak ihtiyaç durumunda 15 kisiyi tasiyabilen ufacik bir tasit)
Palika Bazaar’dan hemen önce Palika Parking Area’dan devam eden “Sansad Marg” caddesine girdigimizde daha 1 km yürümeden Jantar-Mantar’i buluyoruz.

******** Riksa Fotografi ***********

Jantar-Mantar:

Burasi disaridan baktiginzda büyük bir park gibi görünüyor.
Giris ücretli, kisi basi 50 rupi. Ama esasinda içeride görünen o kirmizi renkli ilginç yapilar toplulugu, eski bir astronomi amaçli gözlem evi.
Nasil çalisiyor kismina çalisamadik, vaktimiz yoktu ama hizmette sinir yok, daha sonradan edindigimiz bilgiler:

Burada bol bol fotograf çektik.
Yine Hilal’in çantama attigi ahududulu-limonlu sekerleri fotografini çektigim turuncu elbiseli kiz çocuguna tesekkür olarak veriyorum.
O da hemen kardesleri belki de arkadaslari ile paylasiyor.
Ayrica 7-8 yaslarindaki bu sirin kizla da Hindistan’daki herkes gibi ingilizce konusuyor ve gayet güzel anlasiyoruz.

************** Fotograf!! ***************

Jantar-Mantar’dan India Gate’e gitmek üzere yola devam ederken yandaki parkta yapilan Komünist partinin toplantisina davet edildik. :)
Hintli Komunistler yerlere oturmus, lideri dinlemekteydiler.
Kallavi sesli, sert görünüslü bu adam onlari etkiliyordu besbelli, hatta sesi bizim ülkemizden birilerine benziyordu.

India Gate:

Sessiz sakin bir Pazar gününde, yine sessiz sakin büyük, düzenli ve güzel, yerlere dökülmüs yapraklar ve ufak tefek çöpler disinda da temiz sayilabilecek caddelerden geçiyoruz.

Yürürken gördügümüz “Sokak Ortasi Berberi” bize, biz ona gülüyoruz, sasirdigimiz için biz daha mi komigiz yani?

Hemen sonra daha inanilmaz bir manzara ile karsilasiyoruz.
Bir adam, giysileri eskimekten cadde ile ayni renk olmus, neredeyse o toprak parçasi ile bütünlesmis, yaninda günler öncesinden verilen kuru ama yenebilsin diye sonradan islatilmis ekmeklerin bulundugu bir kase bulunan, ve neden hayatta oldugu ile ilgili hiç bir fikri olmayan bir adam. Eski paramparça bir silteye Uzanmis ve ölecegi günü tipki bir ölü gibi beklemekte.

India Gate’e yaklastik.

India Gate’in hemen önündeki büyükçe bos arazide yüzlerce Hintli genç çok basarili olduklari milli sporlari olan kriket oynuyor, hemen fotografliyoruz. Gerçi biraz konsantrasyonlarini bozdum ama bana poz veren genç ayni zamanda topa vurmayi da basararak gözüme girdi :)

Giriste elimize tutusturulan hatta tisortlarimiza ignelenen bayraklar Hindistan bayragina çok benzese de aslinda yine Komünist partinin sembolü olan bir bayrak idi. 10 rupi verdik, hizmete! katkida bulunduk ama bayraklari tasimadik :)

2010 Commonwealth – ingiliz Milletler Birligi oyunlari hazirliklari ve Kadinlar günü özel eglence programi hazirliklari oldugunu görüp yola devam ediyoruz.

India Gate’i fotograflamaya basladik ama polisler çok yaklasmamiza izin vermediler. Az sonra buranin etrafindaki polis halkasi daha da genislemeye basladi. Nedenini biraz sonra ogrendik. Orada oldugumuz saatte Devlet Baskani India Gate’i ziyaret edecekti.
Geldi de zaten, ne sans!
Siyah makam arabasindan inip etrafi dolastigi sirada bizde yavas yavas oradan uzaklasmaya basladik.

Sonraki hedef için plan yaptigimiz sirada bir grup gencin bizi seyrettigini farkettik. Biz de onlara baktik, hatta fotografladik ama gitmeye hiç niyetleri yoktu. En yakin metro istasyonuna yurumeye basladigimizda hala takip ediliyorduk. Bu arada sasirtici ama ögrendigim kadariyla çok yakin zamanda Delhi’de çok modern çok güzel bir Metro yapilmis hatta bizim istanbul metrocugunu 10′a katlar.

En sonunda Basar onlara Türkçe kizinca :) saskin saskin bakip gittiler.

Metro istasyonuna geldik.

Posted 11 months, 2 weeks ago at 18:39.

Add a comment